<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.com/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>K&#252;resel Is&#305;nma</title>
  <link>http://www.kureselisinma.org/</link>
  <description>XML içerik linki; K&#252;resel Is&#305;nma : Son 10 Gönderilenler</description>
  <pubDate>Tue, 07 Feb 2012 15:36:11 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 08:31:58 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 9.50</generator>
  <ttl>30</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.kureselisinma.org/RSS_topic_feed.asp</WebWizForums:feedURL>
  <image>
   <title>K&#252;resel Is&#305;nma</title>
   <url>http://www.kureselisinma.org/forum_images/web_wiz_forums_black.png</url>
   <link>http://www.kureselisinma.org/</link>
  </image>
  <item>
   <title>Climate Change : Change</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=294&amp;PID=329#329</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=1" rel="nofollow">admin</a><br /><strong>Konu:</strong> Change<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24.Ocak.2012 Saat 08:31<br /><br /><DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Energy from the sun warms the earth's surface and, as the temperature increases, heat is radiated back into the atmosphere as infra-red energy. Some of the energy is absorbed within the atmosphere by 'greenhouse gases'.</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>&nbsp;<a href="http://ec.europa.eu/envir&#111;nment/climat/campaign/pdf/gases_en.pdf" target="_blank">http://ec.europa.eu/environment/climat/campaign/pdf/gases_en.pdf</A></DIV><P>&nbsp;&nbsp;&nbsp; The atmosphere acts in a similar way to the walls of a greenhouse, letting in the visible light and absorbing the outgoing infra-red energy, keeping it warm inside. This natural process is called the "greenhouse effect." Without it, the global average temperature on earth would be -18°C, whereas at the moment it is +15°C.</P><P>&nbsp;&nbsp; However, human activities are adding greenhouse gases, particularly carbon dioxide, methane and nitrous oxide, to the atmosphere, which are enhancing the natural greenhouse effect and making the world warmer. This man-made extra warming is called the "enhanced" greenhouse effect.</P><DIV><FONT color=#0088ff><FONT color=#0066cc size=4 face=Arial><P align=left><strong>&nbsp;Measuring greenhouse gases</strong></FONT><BR></FONT><FONT color=#000000><strong><FONT color=#ffffff face="">&nbsp; Concentrations of gases in the atmosphere can be expressed in parts per million (ppm) or billion<BR>(ppb). For ppm, this can be visualised as 1 cubic centimetre (cm3) of gas per cubic metre of air.<BR></FONT><FONT color=#ffffff face="">1ppm also means that there is 1 molecule of the gas in question per 1,000,000 molecules of all<BR>gases present.<BR>However, some greenhouse gases are more effective at absorbing radiation than others because<BR>they absorb radiation at different wavelengths and some overlap with others. To account for the<BR>differences in absorption, the concept of global warming potential has been introduced in which<BR>all gases are compared with CO2, which has a global warming potential of 1. For example, over a<BR>period of 100 years the global warming potential of methane is 23 times that of CO2. Nitrous<BR>oxide is 296 times more efficient at absorption than CO2, and the global warming potential of SF6<BR>is more than 22,000 times larger than that of CO2.<BR>It is important that the global warming potential is set in relation to a time period since the<BR>atmospheric lifetime of greenhouses gases varies greatly. CO2 can stay in the atmosphere for 50-<BR>200 years depending on how it is recycled back to land or the oceans, methane has a lifetime in<BR>the atmosphere of 10 to 15 years, while some of the fluorinated greenhouse gases have lifetimes<BR>of several thousand years.<BR>Since the industrial revolution, the concentration of greenhouse gases in the atmosphere has<BR>risen by more than 50%, from 280 to 360ppm for CO2 alone. The increase of other greenhouse<BR>gas concentrations can be added to that, expressed as CO2 equivalents, reaching a current level<BR>of 425 parts per million CO2 equivalent.</FONT></strong></FONT><FONT color=#000000><FONT size=2><FONT size=2></P><DIV></FONT></FONT></FONT><FONT color=#0088ff face="Arial, Helvetica, sans-serif"><a href="http://ec.europa.eu/envir&#111;nment/climat/campaign/what/climatechange_en.htm" target="_blank">http://ec.europa.eu/environment/climat/campaign/what/climatechange_en.htm</A></FONT><a href="http://ec.europa.eu/" target="_blank"></A></DIV></DIV><DIV><BR></DIV><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen admin - 24.Ocak.2012 Saat 08:36</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 24 Jan 2012 08:31:58 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=294&amp;PID=329#329</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#304;slam ve &#231;evre : Küresel Temizlik</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=293&amp;PID=328#328</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=12" rel="nofollow">gezgin</a><br /><strong>Konu:</strong> Küresel Temizlik<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 21.Ocak.2012 Saat 15:20<br /><br /><P><FONT color=#00ff00 size=3><strong>Bediüzzaman&#8217;dan Küresel Krize Küresel Temizlik Formülü</strong></FONT></P><P><FONT color=#9900ff size=2><strong>The Global Cleanup Formula for the Global Crisis from Bediuzzaman</strong></FONT></P><P><BR>Veli SIRIM</P><P>Dr.</P><P>ABD&#8217;den başlayarak tüm dünyayı saran küresel krizin nedenleri, ne zaman ve nasıl başladığı, hangi yollarla nasıl yayıldığı üzerinde konunun uzmanlarınca belki on binlerce makale yayımlandı, kitaplar neşredildi. Dert ve hastalık küresel olunca çözüm arayışları da küresel çapta oluyor. Sadece ulusal ve uluslararası çapta faaliyet gösteren şirketler değil, devletler seviyesinde de daha önceden duyulmadık, söylenmedik seviyedeki meblağlar çözüm paketleriyle birlikte dile getiriliyor.</P><P>Küresel kriz, geri kalmış ve fakir ülkelerde patlak vermedi. Dünyanın en güçlü ekonomisine sahip olan veya öyle düşünülen ABD&#8217;de ortaya çıktı. En belirgin gerekçe olarak da 10 trilyon dolarlık büyüklüğüyle dünyanın en büyük piyasası olarak gösterilen mortgage piyasası öne sürüldü. </P><P>Sonuç olarak her ne gerekçe olursa olsun bütün bu gelişmelerin, küçük veya büyük ölçekte yaşanan bir senaryonun küresel çapta tekrarından başka bir şey olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.</P><P>Krizin Cemaziye&#8217;l-evveli</P><P>Son yüzyıl boyunca hemen her şey tüketim eksenli gelişti, şekillendi, şekillendirildi. Evlerin mimarisinden yerleşim alanlarının şekillendirilmesine, şehirleşmeden dev alışveriş merkezlerine, kabaran &#8220;ihtiyaç&#8221; listelerine kadar hemen her şey hakim olan &#8220;tüketim kültürü&#8221;nün ana unsurları arasında yerini aldı. Bu kültürün dışa bakan yüzüne de &#8220;mutluluk&#8221; etiketi vuruldu. </P><P>Tüketim kültürüyle insanların iyi yaşayabilmelerinin ancak çok para kazanmak ve çok tüketmekle mümkün olabileceği anlayışı yerleştirildi. &#8220;Küresel üretim&#8221; yapan dev fabrikaların sahipleri tarafından insanlara arzuladıkları mutluluğa ve huzura ulaşmak için sadece &#8220;kesintisiz tüketim&#8221; çözümü sunuldu. Kitle iletişim araçları, insanların bu çözümü kendi istekleriyle kabullenmeleri için yoğun biçimde kullanıldı. İnsanların sürekli tüketmeleri için hiç durmaksızın yeni ürünler sunuldu ve onların reklamı yapıldı. Sonuçta tükettikçe mutsuzluğu artan kitleler, mutlu olabilmek için yine tüketime yönlendirildi.</P><P>Küresel Kirlenme</P><P>Sürekli üretim, sürekli tüketim&#8230;</P><P>Üretim için gerekli hammaddenin kaynağı: Tabiat. Fizikî çevre. Toprak. </P><P>Üretim esnasında en fazla zararı gören ne?</P><P>Yine tabiat, yine çevre, yine toprak.</P><P>Çünkü tabiat, çevre sürekli kirleniyor. İhtiyaç maddeleri üretimi sırasında da kirleniyor, tüketim ve kullanım sırasında da kirleniyor. Dünya üzerindeki o eşsiz ve mükemmel bir nizamla işleyen sistem, beşerin kirli eliyle kirlenmiş, kirletilmiş durumda.</P><P>Her geçen gün bu bozulmanın etkileri katlanarak kendini gösteriyor.</P><P>Örneğin &#8220;küresel ısınma&#8221; tehlikesi. Belki farkında değiliz ama, bu tehlike insanlığı küresel mali krizden daha tehdit ediyor.</P><P>Kısaca özetleyelim: Atmosferdeki başta karbon olmak üzere zehirli gazların oranının hızla artması, bu gazların sera etkisi yaparak atmosfer sıcaklığının artırması anlamına geliyor. Küresel ısınma, atmosferdeki dengenin altüst olmasına, başta belirttiğimiz kutuplardaki buzulların erimesine sebep oluyor. Bu büyük çaplı bozulma iklim değişimlerini beraberinde getiriyor. Bazı yerlerde aşırı kuraklıklar, bazı yerlerde ise aşırı yağışlar kendini gösteriyor. Her iki durumda da dünya üzerindeki bütün canlıların bağrında yaşadığı toprakların çoraklaşması veya erozyona uğraması neticesini doğruyor.</P><P>İşte düğüm burada çözülüyor. İşte en büyük yol ayırımı burası. Çünkü toprağın olmaması demek, ziraatın olmaması demek. En gelişmiş ülkelerdeki insanların bile küresel açlık kasırgasına kapılmaları demek. Az gelişmiş ülke vatandaşlarının hayatlarını sürdürebilmeleri, az da olsa gelir elde edebilmeleri için şehirlere hücum etmeleri demek. Böylece genel anlamda hem gelir dağılımındaki dengesizliğin daha artması, hem de nüfus yoğunluğu yaşayan ülkelerde veya şehirlerde işgücünün daha da ucuzlaması demek. Dengesizlik ve giderek ucuzlayan işgücü, bir parça ekmek veya yiyecek alabilmenin giderek zorlaşması demek. Hâl böyle olunca zincirleme sosyal, siyasal, ekonomik ve idarî problemlerin patlak vermesi kaçınılmaz oluyor.</P><P>Ve belki önümüzdeki 10 yıl ve sonrasında küresel denge unsuru petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynakları olmayacak. Onların yerini ziraata elverişli topraklar alacak. Silahlar dünya üzerinde sürekli azalan &#8220;kara toprak&#8221;tan daha fazla pay alabilme uğruna ateşlenecek. </P><P>Kurtuluş İçin Küresel Temizlik</P><P>Sunmaya çalıştığımız bu &#8220;kirli&#8221; ve çok &#8220;tehlikeli&#8221; tablonun mimarı uzaylılar değil. İnsanoğlunun bizzat kendisi. İnsanoğlunun kirli eli.</P><P>Bediüzzaman&#8217;ın ifadesiyle &#8220;fısk çamuruyla mülevves&#8221;1 yani günah bataklığına saplanmış Batı medeniyeti. </P><P>Baştan aşağı kirlerle dolu olan bu medeniyet kendisi kirlendiği gibi kendine tabi olan, kendinden medet uman insanları da o çamurla kirletiyor.</P><P>Bu tamamen kirli medeniyetin şekillendirdiği, içi-dışı maddî ve manevî kirlerle dolu insanoğlunun değdiği her şey kirleniyor. Bu kirliliğin ve kirletmenin boyutunu net olarak görebilmek için, değmediği ve henüz değemediği her yerde kendini her zamankinden daha fazla gösteren temizliğe bakmak yeterli olacaktır.</P><P>İşin aslında temizlik yeryüzünde bir kanun olarak kendini gösterir. Temizlik kanununa canlı-cansız tüm varlıklar azami riayet ederler. </P><P>Eğer temizlik bir kanun ise, bir nizamın, bir düzenin, aksamadan işleyen bir sistemin neticesi ise, o kanunu ortaya koyan bir irade, güç ve otorite var demektir.</P><P>Eğer bir kirlilik, düzensizlik ve dengesizlik söz konusuysa o irade, güç ve otoriteye bir isyan ve başkaldırı vardır.</P><P>Günümüzde hepimizi, tüm insanlığı tehdit eden ve başına &#8220;küresel&#8221; nitelemesi konulan bütün tehlikelere bu cihetten bakınca suçlunun ve suçun ne olduğu da net olarak görülecektir.</P><P>Suçlu belli</P><P>Suç ise, &#8220;küresel isyan.&#8221; </P><P>&#8220;İsyan&#8221; kelimesinin yerine, mezkur suçun tüm versiyonlarını koyabiliriz.</P><P>İsraf, hırs, gasp, haksızlık, adaletsizlik, tahrip, cinayet, kibir, gurur&#8230; </P><P>Bu isyanın cezası çok büyük. Çünkü suç dünyayı aşan büyüklükte.</P><P>Suç ve ceza ne kadar büyük olsa da, çözümü aslında bir o kadar kolay.</P><P>Tüm insanlığı ve üzerinde yaşadığımız dünyayı korkunç bir sona ve uçurumun başına getirin süreci durdurmak ve geri çevirmek. Bu korku filmini geriye sarmak. </P><P>Yani problemin kaynağına, insanın o kirli eline ulaşmak, o eli ya temizlemek veya geri çekmek.</P><P>Bunun için de topyekûn bir anlayış, bir idrak ve bir bakış temizliğine ihtiyaç var.</P><P>Çözümün özü kesinlikle iman olmalıdır, imanlı bir bakış açısı olmalıdır.</P><P>&#8220;Temizlik imandandır&#8221;2 hadis-i şerifi nezafetin, nezahetin ve temizliğin imanla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eder.</P><P>İmanlı nazar, imanla nazarın belirgin unsurlarına, Üstad Bediüzzaman&#8217;ın Otuzuncu Lem&#8217;asını ana eksene alarak bakabiliriz.</P><P>&#8220;Bu kâinat ve bu küre-i arz, daim işler bir büyük fabrika ve her vakit dolar boşalır bir han, bir misafirhanedir.&#8221; Ve &#8220;bu fabrika-i kâinat ve misafirhane-i arz o derece parlak, temiz ve naziftir ve o kadar kirsiz ve bulaşıksızdır ve ufunetsizdir ki, bir lüzumsuz şey ve bir menfaatsiz madde ve tesadüfî bir kir bulunmaz. Zâhirî bulunsa da, çabuk bir istihale makinesine atılır, temizlenir.&#8221;3 Örneğin &#8220;sinekler kanatlarını süpürmek için dinledikleri gibi, koca hava ve bulut dahi dinler. Hava, zeminin sathına, yüzüne konan toz toprak süprüntülere üfler, tanzif eder. Bulut süngeri, zemin bahçesine su serper, toz toprağı yatıştırır. Sonra, gökyüzünü çok zaman kirletmemek için, çabuk süprüntülerini toplayıp kemâl-i intizamla çekilir, gizlenir. Göğün güzel yüzünü ve gözünü, silinmiş ve süpürülmüş, parıl parıl parlar gösterir.</P><P>&#8220;Bütün zerreler hayret-engiz tahavvülât (sürekli değişim) fırtınaları içinde o zerreler nezafete dikkat ediyorlar. Bir yerde lüzumsuz toplanmıyorlar, kalabalık etmiyorlar. Mülevves (kirli) olsalar çabuk temizleniyorlar. En temiz ve en nazif ve en parlak ve en pâk vaziyetleri, en güzel, en sâfi, en lâtif suretleri almak için, bir dest-i hikmet tarafından sevk olunuyorlar.&#8221; 4</P><P>Maddî Kirliliğin Temelindeki Manevî Kirler</P><P>Bediüzzaman, temizlikle ilgili &#8220;Kötü hasletler, bâtıl itikadlar, günahlar, bid&#8217;alar mânevî kirlerden olduklarını unutmamalıyız&#8221;5 der. Bu tespitini kuru bir iddia olarak ifade etmeyerek &#8220;Muhakkak ki Allah çok tevbe edenleri ve temiz olanları sever.&#8221;6 ayet-i kerimesine dikkat çeker. </P><P>Evet, her bir günah insan için birer kirdir. Bu kirin en olmaması gereken yer kalptir. İşlenen her bir &#8220;günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor.&#8221;7</P><P>Bu izahta günahların kalbi kirleten, katılaştıran ve iman nurunu söndüren, karanlıklara gark eden en temel aktör olduğu vurgulanırken, günah kirinin neyle temizlendiğine işaret de vardır. Manevî temizliğin yolu &#8220;istiğfar&#8221;dan geçer. Tevbe ve istiğfarla en küçük günah kirinin dahi temizlenmemesi halinde geri dönüşü çok zor bir uçuruma doğru yuvarlanma tehlikesi vardır. </P><P>Görüldüğü gibi iç ve dış temizlik birbirini tamamlayan unsurlardır. Birisi olmadan diğerinin olması düşünülemez. İnsanın ruh dünyasındaki kirlilik eninde sonunda dışarıya yansır. Günahlar, isyanlar, inkarlar zamanla insanın iç dünyasını alabildiğine karartır. Böyle bir insan beden dairesinden çevresini kuşatan varlıklar dairesine kadar maddî temizliğe de riayet edemez. Zahiren ediyor gibi görünse de o sadece görüntüde kalır.</P><P>İç alemi böylesine kararan, günahlarla siyahlaşıp katılaşan bir kalbe sahip insan içinde yaşadığı alemi ne bir misafirhane olarak görecektir ne onun temizliğine dikkat edecektir. Hattâ her şeye düşman nazarıyla bakar, iyilikleri kötülük, hayırları şer olarak görecektir. </P><P>Bediüzzaman böyle bir insanın veya anlayışın halini izah için yine bir misafir ve misafirhane eksenli bir örnekle izah eder:</P><P>&#8220;Nasıl bir adam, güzel bir bahçede, güzel bir ziyafette, güzel ahbaplar içinde, nezahetli, tatlı, namuslu, hoş, meşru bir lezzet ve eğlenceye kanaat etmeyip gayr-ı meşru ve mülevves bir lezzet için çirkin ve necis bir şarabı içse, sarhoş olup kendini kış ortasında, pis bir yerde ve hattâ canavarlar içinde tahayyül etse, titreyip, bağırıp çağırsa, nasıl merhamete lâyık değil. Çünkü ehl-i namus ve mübarek arkadaşlarını canavar tasavvur eder, onlara karşı hakaret eder. Hem ziyafetteki leziz taamları ve temiz kapları mülevves, pis taşlar tasavvur eder, kırmaya başlar. Hem mecliste muhterem kitapları ve mânidar mektupları mânâsız ve âdi nakışlar tasavvur eder, yırtarak ayak altına atar, ve hâkezâ...&#8221;8</P><P>Görüldüğü gibi manen temiz olmayan, günah ve inkar kirleriyle dolu bir kalbin sahibi ne kendini, ne çevresindeki varlıkları okuyabilecektir. Her birisi İlahî birer mektup olan eşyayı amaçsızlığa, hikmetsizliğe, hatta ademe mahkum eder. Onlar üzerinde vurulan İlahî mühürleri, damgaları okuyamaz. Hattâ temizlik hakikatini görmezden gelir. Âlemdeki eşsiz temizlik ona hiçbir şey ifade etmez. Bilakis hep olumsuz bakar, kirli görür, kirletmekte beis görmez. Hele bir de bol kazanç için her şeyi mübah gören bir kafa yapısındaysa, kendi menfaati için kıyametin kopmasına, o korkunç akıbete maruz kalınacak olmasına da bir önem vermez.</P><P>&#8220;Küfür sarhoşluğu&#8221; ve &#8220;dalâlet divaneliği&#8221; ile:</P><P>1- Sâni-i Hakîmin şu misafirhane-i dünyasını tesadüf ve tabiat oyuncağı olduğunu tevehhüm eder. </P><P>2- Cilve-i esmâ-i İlâhiyeyi tazelendiren masnuatın, zamanın geçmesiyle vazifelerinin bittiğinden âlem-i gayba geçmelerini, adem ile idam tasavvur eder.</P><P>3- Varlıkların tesbihat sadâlarını zeval ve firak-ı ebedî vâveylâsı olarak tahayyül eder. </P><P>4- Mektubat-ı Samedâniye olan şu mevcudat sayfalarını mânâsız, karma karışık tasavvur eder.</P><P>5- Âlem-i rahmete yol açan kabir kapısını zulümat-ı adem ağzı tasavvur eder.</P><P>6- Eceli, hakikî ahbaplara visal daveti olduğu halde, bütün ahbaplardan firak nöbeti tasavvur eder.9</P><P>Diğer yandan manevî temizliğe riayet eden bir insan, kâinatta Kuddûs isminin tecelli ve yansımalarını görecektir. Örneğin hayvanlar, Allah&#8217;ın memurlarıdır, O&#8217;na aynadarlık yapar ve O&#8217;nu zikrederler. Bazı hayvanlar yeryüzünün ve denizlerin temizlik ve sıhhiye memurlarıdır. Sineklerin bile önemli fonksiyon üstlendiği, lüzumsuz hiçbir varlığın bulunmadığı bir dünya her insan için ideal bir ortamdır.</P><P>Sonuç: Çözüm Kalpten Başlayan Küresel Temizlik</P><P>Daha dün diyebileceğimiz zaman dilimine kadar, hemen her vesileyle dilimizde yer eden, &#8220;Küresel Isınma,&#8221; &#8220;Ekolojik Dengenin Bozulması,&#8221; &#8220;İklim Değişiklikleri&#8221; gibi ifadeler artık anılmaz oldu. İğneden ipliğe kadar tüm konular artık küresel mali krizle ilişkilenir oldu.</P><P>Asıl tehlikenin yerini bu tehlikenin yansımalarından birisi almış olması üzerinde durmak gerekir. Daha doğrusu, uzay denizi ortasında minik bir adacık olan dünyadan başka gidebileceğimiz bir başka gezegen yok. O gezegenin de üzerinde yaşayan insanlar için barındırdığı kaynaklar çok sınırlı. Böylesine küçük ve sınırlı kaynaklar ise özellikle gelişmiş ve üst düzey gelir seviyesine sahip insanlar ve ülkeler tarafından ölçüsüzce tüketilmekte. Bu tüketim insanlığı, üzerinde yaşadığımız dünyayı topyekûn felakete ve kaçınılmaz bir sona doğru hızla götürmekte.</P><P>Bu karanlık ve karamsar tabloyu ortadan kaldıracak, tüm insanlık için daha sağlam, daha güvenilir, daha kolay ve etkin bir çözüme ihtiyaç var. Evet aslında aranan tüm ideal özellikleri üzerinde barındıran bir çözüm var:</P><P>Topyekûn temizlik harekatı</P><P>Bu harekat elbette yukarıdan aşağıya, emir-komuta veya kanunlar çerçevesinde gerçekleşmeyecektir. İçten dışa, ferden topluma şekillenecektir. Temizliğin başlama noktası ise kalptir. Kalp temizliğinin biricik ilacı ise &#8220;iman&#8221;dır. İmanla çevreye, varlıklara, canlılara bakabilmek, zerrelerden galaksilere kadar her yerde hüküm süren temizlik kanununu görebilmek, hissedebilmek ve o kanuna göre hayatını şekillendirebilmektir.</P><P>Öz</P><P>ABD&#8217;den başlayarak tüm dünyayı saran küresel krizin nedenleri, ne zaman ve nasıl başladığı, hangi yollarla nasıl yayıldığı üzerinde konunun uzmanlarınca pek çok şeyler söylendi, çözüm önerileri sunuldu. Bu çalışmada, küresel krizin temel nedenlerinden biri olarak son yüzyıl boyunca hemen her şey üzerinde etkili olan tüketim kültürü gösterilmekte, bu anlayışın tabiat üzerindeki menfi etkileri ortaya konulmakta ve Bediüzzaman&#8217;ın fikirleri doğrultusunda çözüm önerilmektedir.</P><P>Abstract</P><P>There are many ideas and solutions offered about the recent crisis which had started in USA and spreaded all around the world and its reasons. In this article, we underlined the &#8220;consumption culture&#8221; as one of the main reasons of the global crisis. We will discuss the negative effects of this culture over the nature and find some solutions in the light of Bediuzzaman thoughts.</P><P>1- Nursi, Bediüzzaman, Mesnevî-i Nuriye, Nesil Yay., İstanbul 1996, C.2, s.1342.</P><P>2- Müslim, Tahâret: 1; Dârimî, Vudû&#8217;: 2; Müsned, 5:342, 344; el-Aclûnî, Keşfü&#8217;l-Hafâ, 291.</P><P>3- Nursi, Said, Lem&#8217;alar, Nesil Yay., 1996, C. 1, s. 797.</P><P>4- a.g.e., C. 1, s. 798.</P><P>5- a.g.e., C. 1, s. 799.</P><P>6- Bakara Sûresi, 2:222.</P><P>7- a.g.e., C. 1, s. 581.</P><P>8- a.g.e., C. 1, s. 289.</P><P>9- a.g.e., C. 1, s. 289.</P><DIV></DIV><DIV></DIV>KAYNAK: KÖPRÜ DERGİSİ <DIV><a href="http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&amp;Goster=Yazi&amp;YaziNo=991" target="_blank">http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&amp;Goster=Yazi&amp;YaziNo=991</A></DIV><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen gezgin - 21.Ocak.2012 Saat 15:23</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 21 Jan 2012 15:20:44 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=293&amp;PID=328#328</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Duyurular : Afiş ve Fotoğraf Yarışması</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=292&amp;PID=327#327</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=1" rel="nofollow">admin</a><br /><strong>Konu:</strong> Afiş ve Fotoğraf Yarışması<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 06.Ocak.2012 Saat 11:01<br /><br /><P align=center><strong>2012 YILI DÜNYA SU GÜNÜ </strong></P><DIV align=right></DIV><P align=justify><strong></strong></P><P align=center ="style8">"<strong>Su ve Gıda Güvenliği</strong>" </P><P align=center>&nbsp;</P><P align=justify>Birleşmiş Milletler, su kaynakları üzerindeki giderek artan baskılara ve suyun hayati önemine vurgu yapmak için, 22 Mart 1993 tarihinde aldığı bir kararla, her yıl, 22 Mart gününün Dünya Su Günü olarak kutlanmasını kararlaştırmışlardır.</P><P align=justify>20. yüzyılın ikinci yarısında dünya nüfusu iki kat artmıştır ve artmaya devam etmektedir. Bugün gezegenimizde yaşayan 6.5 milyar insanın %15&#8217; i (854 milyon) yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıyadır. Artan nüfus, gelecek 50 yıl içerisinde gıda ihtiyacını iki katına çıkaracak ve bu gün itibariyle genelde yeterli sayılan gıda üretimi yetersiz hele gelecektir. Artan nüfusun içmesuyu ve gıda ihtiyacının karşılanması karşı karşıya kalınan en önemli sorunlardan biridir. Gıda üretiminin artırılması için su ise en önemli unsurlar arasında yeralır. Sorunun önemine istinaden bu yıl ki Dünya Su Günü teması &#8216;Su ve Gıda Güvenliği&#8217; olarak belirlenmiştir. Birleşmiş Milletler(UN_Water) adına FAO eşgüdümünde 2012 Yılı Dünya Su Günü etkinlikleri düzenlenecek, su ve gıda arasındaki bağlantının önemine uluslar arası düzeyde dikkat çekilmeye çalışılacaktır.<BR><BR>FAO, &#8216;su kaybı ve suyun yanlış kullanımı, gıda kaybı demektir&#8217; ana mesajı ile konuyu gündeme taşıyarak gıda üretiminin önemli girdilerinden biri olan suyun evsel, endüstriyel vb. bütün alanlardaki kullanımı konusunda insanlığı dikkatli davranmaya davet etmektedir.<BR><BR>2012 yılı Dünya Su Günü ile ilgili ayrıntılı bilgiler <a href="http://www.unwater.org/worldwaterday/" target="_blank"><strong><FONT color=#ff9900>http://www.unwater.org/worldwaterday </FONT></strong></A>Web adresinden takip edilebilir.<BR><BR><BR></P><P><TABLE border=0 cellPadding=2 width=427><T><T><T><TR><TD width=154><UL><LI><a href="http://www2.dsi.gov.tr/duyuru/yarisma/2012/y_afis.pdf" target="_blank"><strong><FONT color=#009900>Afiş Yarışması</FONT></strong></A><FONT color=#009900> </FONT></LI></UL></TD></TR><TR><TD><UL><LI><a href="http://www2.dsi.gov.tr/duyuru/yarisma/2012/y_foto.pdf" target="_blank"><strong><FONT color=#009900>Fotoğraf Yarışması</FONT></strong></A><FONT color=#009900> </FONT></LI></UL></TD></TR></T></T></T></TABLE></P><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen admin - 06.Ocak.2012 Saat 11:10</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Fri, 06 Jan 2012 11:01:10 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=292&amp;PID=327#327</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#214;nlem &#199;al&#305;&#351;malar&#305; : KÜRESEL ÖNLEMLER</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=288&amp;PID=323#323</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=12" rel="nofollow">gezgin</a><br /><strong>Konu:</strong> KÜRESEL ÖNLEMLER<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03.Ocak.2012 Saat 20:02<br /><br /><P>KÜRESEL ISINMA İÇİN BELİRLENEN KÜRESEL ÖNLEMLER<BR>Dünya Meteoroloji Örgütü, 1970'lerin başından bu yana insan faaliyetlerinin küresel iklim değişikliği üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Bu süreçte Birleşmiş Milletler aracılığıyla ülkeler arası görüşmeler yapılarak İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi oluşturulmuştur. Bu sözleşmenin maddeleri arasında; sera gazlarının oluşumunda en çok sanayi, enerji, ulaşım, çöplükler, orman yangınları gibi faaliyetlerin sorumlu olduğu tespit edilmiş ve özellikle gelişmiş ülkelerde bunları azaltmaya yönelik anlaşmalar yapılmaya başlanmıştır.</P><P>İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin amacı "Atmosferdeki sera gazı birikimlerinin iklim üzerindeki tehlikeli antropojen (insan kaynaklı) etkileri engelleyecek düzeyde tutmak" olarak tanımlanmıştır. Bu sözleşmenin uygulanabilmesi için en önemli girişimlerden biri 1992 yılında Rio Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda yapılmıştır. Ancak konferansta atmosfere salınacak sera gazı emisyonun oranları belirlenememiştir. </P><P>1997 Kyoto Protokolü'ne göre protokole taraf olan ülkeler 2008-2012 yılları için sera gazı salınım oranlarını 1990 yılındaki salınımlarına göre en az %5 oranında azaltacaklarını vaad etmişlerdir. Avrupa Birliği'ne üye ülkeler, %8'lik azaltma yükümlülüğü üstlenmiştir. Protokolde Amerika Birleşik Devletleri için belirlenen salınım azaltma yükümlülüğü %7'dir. </P><P>Kyoto Protokolü'nün bugün tam olarak uygulanmıyor ve ABD gibi özellikle en çok sera gazı üreten ülkeler anlaşmayı kabul etmiyorlar. </P><P>İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 13. Taraflar Konferansı ve Kyoto Protokolü 3. Taraflar Toplantısı 200'e yakın ülkenin katılımıyla 4-14 Aralık 2007 tarihlerinde Bali'de gerçekleşti. Bu toplantılarda Türkiye'nin henüz duruşunu netleştirmemiş olması dikkat çekti. Türk Hükümeti adına yirmi beş kişilik grup ve sivil toplum kuruluşlarından Doğa Derneği, TEMA Vakfı, REC Türkiye Bali'deki toplantıları izledi.</P><P>Türkiye'nin Kyoto Protokolü'ne katılım için 6 Haziran 2008'de hazırlanan yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu. Tasarı meclisin onayından geçtikten sonraki dönemde 2012 yılına kadar Türkiye'nin Kyoto Protokolü'ne karşı hiçbir yükümlülüğü olmayacak. Türkiye için süreç 2012 yılında başlayacak.</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 03 Jan 2012 20:02:35 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=288&amp;PID=323#323</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#304;klim De&#287;i&#351;ikli&#287;i : İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=157&amp;PID=322#322</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=12" rel="nofollow">gezgin</a><br /><strong>Konu:</strong> İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 03.Ocak.2012 Saat 19:58<br /><br /><P>KÜRESEL ISINMANIN TÜRKİYE'DEKİ ETKİLERİ<BR>Türkiye konumu nedeniyle küresel ısınmanın ana etkilerinden olan tropikal kasırgalar, el-nino ve muson yağışları gibi küresel etkisi çok büyük olan meteorolojik olayların etki sahalarından uzak. Türkiye su kaynaklarının azalması ve artan orman yangınları nedeniyle küresel ısınmanın potansiyel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasında yer alıyor.</P><P>Deniz sularında ki sıcaklık ve akıntı yönlerinde oluşacak değişimlerle balıkçılığın etkilenmesi uzmanlarca öngörülüyor. Ayrıca deniz sularının yükselmesi sonucu kıyı bölgelerimizin sular altında kalma olasılığı da bulunuyor. </P><P>Yükseltisi fazla olan bölgeler için öngörülen durumsa, dağ zirvelerindeki buzulların kar tutma seviyesi ve süresinin düşeceği ve sıkça çığ meydana geleceği yönünde. </P><P>Küresel ısınma da etkili sera gazlarının salınımının yönetilememesi ve azalan su kaynaklarının yanlış kullanımı nedeniyle küresel ısınmanın etkileri normal seyrinden daha hızlı yaşanıyor. Küresel ısınma ve yanlış su yatırımları, Türkiye'nin "su bütçesini" yok edebilir. Suyun aşırı tüketimine yönelik yatırımların devam etmesi halinde ülkemizin küresel ısınmanın etkilerinden olumsuz etkilenmesinden endişe ediyoruz. Türkiye, sanılanın aksine, su kaynakları açısından son derece fakir olup kişi başına düşen su miktarı dünya ortalamasının yaklaşık beşte birine karşılık geliyor. Küresel ısınmanın etkisiyle Türkiye'nin su kaynakları daha da kısıtlı hale geleceği için su bütçemizin son derece dikkatli kullanılması gerekiyor. Ülkemizin 2030 yılı su kullanım hedefleri ve yatırımları, suyun daha çok israf edilmesine neden olabilir. Suyumuzu nasıl kullanıyoruz?<BR>Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü verilerine göre 2003 yılı itibariyle kullanılan suyun miktarı toplam 40,1 milyar metreküp. Bu miktarın 6,2 milyar metreküpü (%15,5) içme suyu, 4,3 milyar metreküpü (%10,7) sanayi, 29,6 milyar metreküpü (%73,8) ise tarımsal amaçlı olarak kullanılıyor. Bu dağılım içinde en büyük paya sahip (toplam su kullanımının dörtte üçü) tarımsal su kullanımının, DSİ 2030 planına göre 72 milyar metreküpe çıkarılarak yüzde 143 oranında artırılması öngörülüyor. Öte yandan, yine DSİ Genel Müdürlüğü verilerine göre sulanabilir alanların 2030 yılına kadar 4,9 milyon hektardan 8,5 milyon hektara çıkarılarak yüzde 73 oranında büyütülmesi planlanıyor.</P><P>Tarımda israf edilen su<BR>Ne var ki, Türkiye'nin kısıtlı su kaynaklarının dörtte üçünü tüketen sulama yatırımları hızla yapılırken suyun tasarruflu kullanımı ve ürün deseni üzerinde yeterince durulmuyor. Ülkemizde sulanan alanların %94'ü, suyu israf eden yüzey sulama metotları (karık, tava ve salma) ile yapılırken geriye kalan sadece %6'lık bir alanda basınçlı sulama sistemleri (yağmurlama, damlama) kullanılıyor. Oysa yüzey sulama yöntemi yerine basınçlı sulama sistemlerinin oluşturulmasıyla tarımsal sulama için kullanılan sudan tüm ürünlerde en az yüzde 50 oranında tasarruf sağlanabilir. Bu güne kadar sulamanın yüzeyden yapılması nedeniyle Türkiye'nin su kaynaklarının en azından üçte birinin israf edildiği tahmin ediliyor. Yüzey sulaması yapılarak suyun israf edilmesi ve şeker pancarı gibi aşırı su tüketen tarımsal ürünlerin desteklenmesi nedeniyle Konya Havzası'ndaki sazlıklar başta olmak üzere dünyaca ünlü pek çok sulak alanımızı kaybettik.</P><P>2030'da daha çok sulak alan yok olabilir<BR>DSİ, tarım sektörü dışındaki sektörlerde de suyun tüketiminde büyük bir artış öngörüyor ve toplam kullanılan su miktarını 40,1 milyar metreküpten 112 milyar metreküpe çıkarmayı (yüzde 179'luk artış) hedefliyor. Bu artışın Türkiye'nin doğal su rezervleri olan sulak alanları nasıl etkileyeceğiyle ilgili bir hesaplama bulunmuyor. Ancak hâlihazırdaki 40,1 milyar metreküplük su kullanımı nedeniyle Marmara Denizi'nden daha büyük bir yüzölçümüne karşılık gelen 1 milyon 400 bin hektarlık doğal sulak alanın (Türkiye'deki sulak alanların yaklaşık yarısı) kaybedildiği dikkate alındığında 2030 yılında doğal sulak alanların neredeyse tamamının yok olması bekleniyor. </P><P>Küresel ısınmaya hazır değiliz<BR>Küresel ısınma tüm dünyanın ve Türkiye'nin su kaynaklarını tehlikeye sokarken, Türkiye suyun aşırı kullanımına neden olan tarımsal yatırımları gerçekleştirmeye devam ediyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın "İsrail modeli" olarak tanımlanan basınçlı sulamaya geçiş konusundaki prensip kararları son derece sevindirici, ancak yeterli değil. Küresel ısınmanın olumsuz etkilerini en aza indirebilmek için DSİ'nin 2030 yılında tarımsal su kullanımını %143 oranında artırarak yeni sulu tarım alanları açma hedefinin gözden geçirilmesi ve çevresel açıdan risk taşıyan projelerin iptal edilmesi şart.</P><P>Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Müdür Güven Eken "Türkiye'nin küresel ısınmaya karşı mücadelesinde daha etkili olabilmesi için acil olarak harekete geçmesi gerekiyor. Bu nedenle, Çevre ve Orman Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın su kaynaklarıyla ilgili politikalarını müştereken belirlemek konusundaki adımları son derece umut verici. Ancak Türkiye'nin su kaynaklarının korunabilmesi için Devlet Su İşleri'nin 2030 planlarında köklü değişiklikler yapılması ve çevre üzerindeki etkileri tam olarak bilinmeyen su yatırımlılarının durdurulması gerekiyor" dedi.<BR>Tarıma giden su daha da artacak<BR>Türkiye, kısıtlı su bütçesine rağmen tarımsal su kullanımını 2030 yılına kadar 29,6 milyar m3'ten 72 milyar m3'e çıkarmayı, bir diğer deyişle, tarımsal su tüketimini %143 oranında artırmayı hedefliyor (Kaynak: Devlet Su İşleri internet sitesi). Bu artışın, küresel ısınmanın olumsuz etkileri dikkate alınarak yeniden değerlendirmesi ve 2030 su yatırımlarının bu değerlendirme sonucunda kısıtlanması gerekiyor.</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 03 Jan 2012 19:58:54 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=157&amp;PID=322#322</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>K&#252;resel Is&#305;nma : Küresel ısınma</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=153&amp;PID=321#321</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=145" rel="nofollow">buket41</a><br /><strong>Konu:</strong> Küresel ısınma<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 08.Aralık.2011 Saat 17:57<br /><br />öncelerde küresel ısınma söz konusu bile değildi şimdi ise her yer küresel ısınma haberleri ile çalkalanıyor o günden bugüne neler deişti ve bu küresel ısınma nasıl ortaya çıktı?]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 08 Dec 2011 17:57:36 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=153&amp;PID=321#321</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Video : Su Dünyası</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=246&amp;PID=318#318</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=114" rel="nofollow">IxMeN</a><br /><strong>Konu:</strong> Su Dünyası<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 31.Ekim.2011 Saat 10:29<br /><br />seeeeeeeeeeeeeeeddddddddeeeeeeeefffffff <img src="http://www.kureselisinma.org/smileys/smiley15.gif" border="0" align="middle" /> ]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 31 Oct 2011 10:29:43 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=246&amp;PID=318#318</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>K&#252;resel Is&#305;nma : Küresel ısınma</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=153&amp;PID=317#317</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=106" rel="nofollow">seto_sülo</a><br /><strong>Konu:</strong> Küresel ısınma<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26.Ekim.2011 Saat 11:26<br /><br />ceylincim sitemize katılabilirmisin bu dünya küresel ısınmadan dolayı hery yer çöl olacak lütfen geri dönüşüm yaparmısın ceylincim<img src="http://www.kureselisinma.org/smileys/smiley4.gif" border="0" alt="Big%20smile" /><img src="http://www.kureselisinma.org/smileys/smiley36.gif" border="0" alt="LOL" /><img src="http://www.kureselisinma.org/smileys/smiley36.gif" border="0" alt="LOL" />]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Oct 2011 11:26:32 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=153&amp;PID=317#317</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>K&#252;resel Is&#305;nma : Küresel ısınma</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=153&amp;PID=316#316</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=107" rel="nofollow">sanalikcı35</a><br /><strong>Konu:</strong> Küresel ısınma<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26.Ekim.2011 Saat 11:26<br /><br />Arkadaşlar!Çevremiz kurak bir yer olmasın diye haydi,hepimiz yeşili koruyalım ve çevreyi yeşillendirelim.<br />]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Oct 2011 11:26:26 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=153&amp;PID=316#316</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>K&#252;resel Is&#305;nma : Küresel ısınma</title>
   <link>http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=153&amp;PID=315#315</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.kureselisinma.org/member_profile.asp?PF=105" rel="nofollow">ceylinos</a><br /><strong>Konu:</strong> Küresel ısınma<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 26.Ekim.2011 Saat 11:24<br /><br />evet bencede sülocum ve setocum  <img src="http://www.kureselisinma.org/smileys/smiley2.gif" border="0" align="middle" />  <img src="http://www.kureselisinma.org/smileys/smiley32.gif" border="0" align="middle" /> ]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 26 Oct 2011 11:24:54 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.kureselisinma.org/forum_posts.asp?TID=153&amp;PID=315#315</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>
